Greenvibes Ekolojik

Doğa Dostunuz Olsun

E-Scooter’lar Ne Kadar Çevreci? İklim Değişikliği Dersi Müfredatta

Bu haftanın Greenvibes bültenine hoş geldin. Yeşil Ajans’ta yerelden ve dünyadan ekolojik haberlere biraz değinip Derin Yeşil’de elektrikli Scooter’ları inceledik.  Bir İmza da Sen At’ta güncel imza kampanyalarını ve Gezegenimizin Son Durumu bölümünde küresel ısınma ve karbon salımlarımızın geldiği noktayı derledik.

Greenvibe’ının bol olduğu, keyifli okumalar dileriz.


DERİN YEŞİL

Elektrikli Scooter’lar Çevre Dostu mu?

Daha düşük emisyon vaadiyle pazarlanan e-scooter’lar ne kadar çevreci?

Ceren Özcan Tatar

Elektrikli scooter’ların gün geçtikçe popülerliği artıyor. Pandeminin de etkisiyle toplu taşıma kullanmaktan huzursuz olan ama araç kullanmayı tercih etmeyenler, mikro mobilite için elektrikli scooter’ları kullanmaya başladı.

Elektrikle çalışıyor olması, kolay ulaşılabilirliği, kullanım anında emisyona neden olmaması birçok kişi için diğer ulaşım modlarından daha çevre-dostu olarak algılanmasına neden oluyor. Hatta, Türkiye’de çok böyle anlatılmasa da yurtdışında, özellikle Avrupa’da, sürdürülebilir ve çevre için daha iyi iddiası ile pazarlanıyor.

Peki, e-scooter’ların çevre için gerçek etkisi ne? Çevresel ayak izlerine haliyle sebep olan bu araçlar bir yandan çok kısa bir yaşam ömrüne sahip, bunlar da sanıldığı kadar yeşil olmadığının işareti gibi görülebilir.

E-scooter’lar gerçekten ne kadar çevre dostu?

E-scooter’lar yeni yeni popülerlik kazansa da aslında ilk seri üretimleri 1990’lara dayanıyor. Scooter’ların elektriksizleri ise çok çok daha eski. Günümüzde bu kadar popülerleşmesinin ise iki ana sebebi var. Biri, pandemi döneminde insanların yalnız vegeegene daha a zararlı seyahat etmeyi daha çok tercih etmesi, diğeri ise fosil yakıtla hareket eden araçlara göre çok daha çevreci olarak pazarlanması. Örneğin, Bird ve Lime gibi öncü şirketler, e-scooter kullanmanın en büyük faydası olarak çevresel sürdürülebilirliği her zaman vurguluyorlar. Bunu erişilebilirlik ve rahatlık da eklendiğinde kent içi ulaşımda kazanan belli oluyor gibi.  Yine de, elektrikli mikro mobilite araçlarının pillerinin üretimindeki çevresel etkilere ek olarak şarj edilmesinde de fosil yakıttan elde edilen enerjinin kullanıldığını göz ardı etmemek gerekir.  Bu nedenle artıları ve eksileriyle değerlendirip seçimi size bırakmak en iyisi.

E-scooter’ların iyi yanları

E-scooter emisyonlarını geleneksel otomobil emisyonlarıyla karşılaştırdığımızda, scooter’lar kesinlikle daha sürdürülebilir bir seçenek olarak öne çıkıyor. Avrupa’da otomobiller tüm CO2 emisyonlarının % 60’ından fazlasından sorumlu. bu da sürekli artan sera gazı emisyonlarımıza ve buna bağlı olarak iklim değişikliğine daha fazla katkıda bulunmak anlamına geliyor. Öte yandan e-scooter kullanmak, bu süreçte çok fazla karbon emisyonuna ve artan hava kirliliğine katkıda bulunmak zorunda kalmadan kişisel ulaşımın rahatlığından yararlanmamıza yardımcı olabiliyor.

Bunun da ötesinde, e scooter’lar hafifler, uygun fiyatlılar, kullanımı ve muhafaza etmesi kolay ve ehliyet için zaman ve para harcamak zorunda kalmıyorsunuz

Yani seçiminiz bir araba veya elektrikli bir scooter arasındaysa, scooter’ı seçmek hiç akılsızca değil. Öte yandan, bir e-scooter ile toplu taşıma veya klasik bir bisiklet arasında seçim yapıyorsanız, bu araçların olumsuz çevresel etkilerini göz ardı etmek çok daha zor hale geliyor…

E-scooter’ların kötü yanları

E-scooter’ların hareket anında fosil yakıt yakmadan hareket etmesi ve daha az karbon salımına sebep olması ne yazık ki onları tamamen çevre dostu yapmıyor.

E-scooter’ların karbon emisyonları

North Carolina Eyalet Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre tek bir elektrikli scooter, tüm yaşam döngüsü boyunca km başına yaklaşık 202 g CO2 yayıyormuş. Bu, elektrikli bir otomobilin ürettiği karbon salımından daha yüksek. Bu karbon emisyonlarının yarısından fazlası, kullanım sırasında değil, üretim sürecinden kaynaklanıyor. Üretim süreçleri ise, tüm bileşenlerin üretimini, pillerin üretimini ve fabrikadan tüketiciye nakliyeyi içeriyor.

E-scooter’ların büyük çoğunluğunun Çin’de üretildiğini düşününce, tek başına ulaşımın ağır bir çevresel ayak izi bırakması kaçınılmaz gibi.

E-Scooter’ların şarj edilmesi

İkinci en büyük sorun şarjla ilgili. Aynı çalışma, e-scooter sera emisyonlarının yaklaşık %43’ünün yalnızca şarj etmekten geldiğini ortaya koyuyor.

Bu rakamların çoğunlukla kentlerde bulunan kullan-bırak tipi scooter’lara atıfta bulunduğunu unutmamak gerek. Bu scooter’lar çok daha kısa bir ömre sahip olma eğiliminde ve pillerinin teknolojisi nedeniyle kullanım döngülerinin sonuna doğru daha fazla şarj edilmesini gerektiriyor. Üstelik bu tür e-scooter’ların şarj edilmek üzere toplanması gerekiyor, bu da işin içine onları toplayıp şarj edecek araçların emisyonunu katarak ulaşım emisyonlarına daha fazla katkıda bulmasına neden oluyor.

Kişisel kullanım için satın alınan scooterlar’da ise emisyonların büyük çoğunluğu üretim süreçlerinden geliyor, özellikle de pillerinin üretiminden.

Piller ve madencilik

Şarj etme sorununa ek olarak, e-scooter’larda kullanılan lityum-iyon (Li-on) pillerin üretimi bu araçların asıl ayak izini oluşturur. Pillerin üretilmesi için hem büyük miktarda enerji gerekir, hem de hammadde.

Bulunduğunuz yere bağlı olarak, ihtiyaç duyulan elektriğin büyük bir kısmı yenilenebilir enerjiden gelebilir, ancak büyük olasılıkla, çoğunlukla fosil yakıtlardan gelecektir. Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynağını tercih etme şansımız bulunmadığını, ve yenilenebilir enerjinin toplan enerji üretimindeki payının yaklaşık %40 olduğunu (ki bunun büyük kısmı da çevresel etkileri gerçekten değerlendirilmeden yapılmış HES ve RES’lerden geldiğini) hesaba katarsak seçeneklerimizin pek çevre dostu olduğunu da söyleyemeyiz.

Ayrıca li-on pillerin üretimi alüminyum, lityum, bakır ve kobalt gibi bol miktarda madenden çıkarılarak edilmiş malzeme gerektirir ve bu da madenciliğin yapıldığı ekosistemlerde daha fazla kirlilik ve çevresel zarara neden olur. Bu pillerin ömürleri yaklaşık olarak 2-3 yıldır. bir li-on pil, kg başına yaklaşık 150 watt-saat elektrik depolayabilir evet, ama bu pillerin üretimi için gereli hammaddelerin kaynağı ne?

Yukarıda da değindiğim gibi li-on piller birçok farklı hammaddeden oluşur, yaygın olanların bazıları lityum, nikel, bakır ve kobalttır. Bunların hepsi topraktan çıkarılır. Lityum genellikle Güney Amerika (Bolivya ve Şili), Kuzey Amerika (Meksika ve Nevada) ve Avustralya’nın tuzlu düz alanlarından gelir. İster elmas ister başka bir hammadde için olsun, bu hammaddeler de çıkarılırken tüm toprak çıkarma biçimleri gibi, çevreye zarar verilir ve ekosistemler bozulur. Ayrıca, büyük miktarda su kullanımı ve yüzey sularının kirlenmesi ile ilgili sorunlar da vardır. Ek olarak, hammaddelerin işlenmesi de masum değil. Bir kilogram li-on pilin üretiminin yaklaşık 67 megajul enerji gerektirdiği düşünülüyor. Bu enerji çok fazla (1 megajoule’ün 1 tonluk bir aracı 100mph’de hareket ettirmek için gereken enerjiye eşit olduğu söyleniyor). Bu nedenle, li-on pillerin kendileri tam olarak çevre dostu değildir, ancak şu anda seçenekler arasındaki en iyi alternatiftir.

E-Scooter’ların geri dönüşümü

Son konu ise e-scooter’ların yaşam döngüsünün son aşaması olan geri dönüşümü.

Birçok e-scooter’ın ve özellikle de park istasyonu olmayan kullan-bırak scooter’ların tahmini ortalama ömrü ancak bir yıl kadardır. Evet, sadece 12 ay. Bu durum tüm üretim ve şarj emisyonlarının daha da zararlı hale gelebildiği anlamına geliyor.

Bozulmadan önce yaklaşık ortalama 290.000 km yol kat eden otomobillerle karşılaştırıldığında, ortalama bir e-scooter, uzun süreli kullanımda dengeleyebileceği emisyonlarından herhangi birini dengeleyemeden, yalnızca birkaç yüz km kullanım ömrüne sahiptir. İstasyonsuz şehir scooterları söz konusu olduğunda, bu kısa ömür büyük ölçüde vandalizmden kaynaklanıyor, ancak kişisel e-scooterlar söz konusu olduğunda, kalitesiz üretim ve yetersiz bakımdan da kaynaklanabilir.

Peki, e-scooter’lar hayatlarının sonuna geldiğinde ne olur? Tüm bileşenlerin geri dönüşmesini sağlamanın tek yolu iyi bir e-atık dönüşüm tesisine gittiğine emin olmak aslında. Bu tür bir tesiste scooter LED ışıklarına kadar parçalarına ayrılabilir ve bu malzemeler yeniden kullanılabilir. Öte yandan bu özel dönüşüm tesislerine bireysel olarak ulaşmak pek mümkün değil. O yüzden, tercih ettiğiniz paylaşımlı e-scooter’ların şirketlerinden bu konudaki uygulamalarını öğrenebilirsiniz. Bireysel olarak ise e-atık bertarafı konusunda araştırma yapabilirsiniz. Bu konuda daha önce yazdığım iki yazıya buradan ve şuradan göz atmak faydalı olabilir.

Sonuç olarak, e-scooter’lar ne kadar çevreci?

Tüm ulaşım modlarını bir grafikte toplayacak olsak, e-scooter’lar fosil yakıtlı otomobillere göre çok daha çevrecidir. Öte yandan, elektrikli bisikletlerden, hatta elektrikli arabalardan bile daha az sürdürülebilirdir. Bunun başlıca nedeni ise karbon emisyonları, yüksek şarj ihtiyacı ve kısa ömürlü kullanımlarıdır. Yani tamamen, en çevre dostu seçenek olarak düşünmeden, zararlarını da göz önünde bulundurmakta fayda var. İleride e-scooter’ların ömürlerinin uzatılması, yenilenebilir enerjinin seçenek haline gelmesi, pil teknolojilerinin gelişmesiyle bu araçların da çok daha çevre dostu hale geleceğini umarak tercihlerimizi yapabiliriz diye düşünüyorum.


YEŞİL AJANS

• Irak’taki Kültürel Miras Yapıları İklim Değişikliği Nedeniyle Yok Oluyor

Artan tuz konsantrasyonlarına ve su kıtlığının sebep olduğu kum fırtınaları antik yapıları aşındırıyor. Irak, aynı Türkiye gibi medeniyetlerin beşiği olarak bilinen bir yer. Cambridge Üniversitesi’nde Mezopotamya arkeolojisi profesörü Augusta McMahon, ülkede “Paleolitik dönemden İslami dönemlere kadar on binlerce yerleşim yeri” bulunduğunu açıkladı. Öte yandan, Irak’ta artan tuz konsantrasyonları kerpiçleri tüketirken ve daha sık görülen kum fırtınaları antik harikaları aşındırırken, dünyanın en eski binalarından bazıları iklim değişikliği nedeniyle yok oluyor. Etkilenen alanların başında Babil İmparatorluğu’nun başkenti, UNESCO Dünya Miras Alanı olarak tanınan Babil kenti geliyor. Kentteki Sümer aşk ve savaş tanrıçasına adanmış İştar Tapınağı’nda duvarların temelleri yıkılıyor. 

Tuzun yıkıcı gücü, Türkiye ve İran tarafından Mezapotamya’nın kuzeyinde inşa edilen barajların neden olduğu su kıtlığı ve Irak’ta su kaynaklarının ve tarımın yıllarca yanlış yönetilmesi nedeniyle arttıkça artıyor. İklim krizi sorunu daha da büyütüyor. Irak giderek ısınıyor ve kuruyor. Birleşmiş Milletler , 2050 yılına kadar yıllık ortalama sıcaklıkların 2°C artacağını ve 50°C’nin üzerindeki aşırı sıcaklıkların gün sayısının artacağını, yağışlı mevsimde yağışların %17’ye kadar düşeceğini ve kum ve toz fırtınalarının sayısının iki katından fazla olacağını tahmin ediyor.

• Ekvador’da Soyu Tükendiği Düşünülen Çiçek Yeniden Görüldü

Uzun zamandır neslinin tükendiğine inanılan bir Güney Amerika kır çiçeği yeniden keşfedildi. Biyologlar tarafından son görülmesinden yaklaşık 40 yıl sonra, Andes dağlarının eteklerinde ve Ekvador’un Centinela bölgesindeki ormanlık alanlarda Gasteranthus extinctus bulundu.

Ekvador’un batı yarısındaki ormanların %97’sinden fazlasının yok edildiğine veya Centinela Sırtı’nın çoğu da dahil olmak üzere tarım arazisine dönüştürüldüğüne dair raporlara rağmen, araştırmacılar, bozulmamış birincil yağmur ormanlarını belirlemek için uydu görüntülerini tarayarak geçen yaz çalışmalara başladılar. Yapılan çalışmaların ardından arazi keşiflerine geçildi ve bu keşif gezileri sırasında araştırmacılar Gasteranthus extinctus’a rastladı. Keşfin arkasındaki araştırmacılardan biri olan Nigel CA Pitman, “Centinela tropik botanikçiler için efsanevi bir yer… Kalbimizi kıracağını düşünerek Centinela’ya girdik ve sonunda aşık olduk.” dedi. Araştırma grubu, Centinela çiçeklerinin yaşadığı kalan orman parçalarının bir kısmını korumak için şimdi Ekvadorlu korumacılarla birlikte çalışıyor.

• AB, Tehlikeli Kimyasallara Karşı ‘Şimdiye Kadarki En Büyük Yasak’ Planını Açıkladı

Bu yılın başlarında bilim insanları, kimyasal kirliliğin ötesinde küresel ekosistemlerin çöküşünün olduğu bir “gezegen kritik eşiğinin” geçildiği uyarısında bulundu.

Bilim insanlarının uyarılarının etkisi oldu mu bilinmez, AB’nin Pazartesi günü yayınlanan “kısıtlamalar yol haritası”nda, kanserler, hormonal bozulma, üreme bozuklukları, obezite, diyabet ve diğer hastalıklarla bağlantılı toksik maddeleri yasaklamak için mevcut yasaları kullanarak bu resmi dönüştürmenin ilk adımı tasarlandı.

Avrupa Çevre Bürosu’na (EEB) göre, dünyanın “şimdiye kadarki en büyük toksik kimyasal yasağını” oluşturacak olan yeni teklifin kapsamına eninde sonunda 12.000’e kadar maddenin girebileceği söyleniyor. Tasarı, ilk kez, tüm alev geciktiriciler, bisfenoller, PVC plastikler, tek kullanımlık bebek bezlerindeki toksik kimyasallar ve zaman nedeniyle “sonsuza kadar kimyasallar” olarak da bilinen PFAS dahil olmak üzere tüm kimyasal madde sınıflarına odaklanıyor. Ayrıca yasak kapsamında kozmetiklerin ötesinde, etkilenen ürünler arasında boyalar, temizlik ürünleri, yapıştırıcılar, yağlayıcılar ve böcek ilaçları yer alabilir. 

• Çin Ekonomik Büyüme için Kömürü Teşvik Ediyor

Çin, rüzgar ve güneş enerjisi alanındaki en büyük yatırımcılardan biri, ancak Çinli liderler, geçen yıl ekonomik büyümenin düşmesi ve kıtlıkların elektrik kesintilerine ve fabrikaların kapanmasına yol açmasının ardından daha fazla kömür yakıtlı enerji çağrısında bulundu. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı, yabancı petrol ve kömür arzının kesintiye uğrayabileceği endişesini artırdı. Resmi planlar kömür üretim kapasitesinin bu yıl 300 milyon ton artırılmasını gerektiriyor. Bu, 2020’ye göre yüzde 5,7’lik bir artış olan geçen yılın 4,1 milyar tonluk üretiminin yüzde 7’sine eşit.

• Zeytin Talanını Yürütmeyi Durdurma Kararı

Danıştay 8. Daire, Mart başında çıkarılarak zeytinlik alanlarda maden arama ve çıkarma faaliyetlerinin önünü açan ve İkizköy Akbelen’de Mart sonunda zeytinliklerin kesilmesine sebep olan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in yürütmesini “Zeytinlik alanların maden faaliyetlerinde kullanılması hukuka aykırı” diyerek durdurdu.  Kararın, düzenlemenin 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu’na aykırı hükümler içerdiği ve kamu yararına aykırı olduğu gerekçesiyle verildiği öğrenildi.  

• İklim Değişikliğinin Müfredat Hazırlıkları Tamamlandı

19Nisan’da T.C. Millî Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı duyuruda Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği Dersinin müfredatının tamamlandığı açıklandı. İlkokul ve ortaokullarda verilen Çevre Eğitimi dersinin adı Paris İklim Anlaşması uyarınca “Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği” olarak değiştirildi. Dersin 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren ortaokullarda haftada 2 ders saati olmak üzere toplam 72 saat seçmeli olarak okutulacak. Bakanlığın açıklamasına göre ders “insan ve doğa”, “döngüsel doğa”, “çevre sorunları”, “küresel iklim değişikliği”, “iklim değişikliği ve Türkiye”, “sürdürülebilir kalkınma ve çevre dostu teknolojiler” olmak üzere 6 üniteden oluşacak ve sadece sınıf ortamında yürütülmeyecek, yakın çevresindeki okul dışı öğrenme ortamlarına yapılacak gezi ve gözlemlerle öğrencinin hem yaşadığı çevrenin farkına varması hem de çevre sorunlarını yakından görmesi sağlanacak. 

Bunun yanına öğrencilerin günlük hayattaki üretim ve tüketim arasındaki dengenin önemini fark etmelerine yönelik konular işlenecek. Bu kapsamda, yaşam döngüsü analizi kavramı açıklanacak ve seçilecek tüketim maddelerinin yaşam döngüsü analizleri yapılacak. Günlük hayatta kullanılan kâğıt, plastik poşet, bilgisayar ve kot pantolon gibi ürünlerin üretim aşamalarında kullanılan doğal kaynaklar ile üretim sonucunda ortaya çıkan atıkların varlığı vurgulanacak. Küresel iklim değişikliği, sera gazları, küresel ısınma, asit yağmurları, ozon tabakasının incelmesi, afetler gibi konular da dersin konuları arasında olacak. Bu kapsamda “sera gazlarının artışı, fosil yakıt kullanımı, ormansızlaşma, aşırı gübre kullanımı, endüstriyel amaçlı yetiştirilen hayvanların dışkıları, anız yangınları, atıkların gömülmesi veya yakılması, volkanik patlamalar, süpersonik uçaklar, aşırı buharlaşma, egzoz dumanı, spreyler, klima gazları, strafor, yangın söndürücüler” gibi konular, örnek gösterilecek. 

• Müsilaj Geri Dönüyor

Geçtiğimiz sene Marmara Denizi’nde görülen ve kıyısı olan kentlerin tamamında huzursuzluk yaratan müsilaj havaların ve suların ısınması ile birlikte Marmara açıklarında ve bazı sahillerde yeniden görülmeye başlandı. İstanbul’da Fenerbahçe ve Tuzla sahillerinin bazı bölgelerinde müsilaj benzeri kirlilikler oluşmaya başladı. Sahilden gözlenen bu durum hava fotoğraflarıyla da görüntülenerek doğrulandı. Çevre Bakanlığı’nın konuyla ilgili bir çalışma yaptığı yönünde bir açıklama henüz yapılmadı.

• Türkiye’nin Yeşil Taksonomisi Oluşturuluyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı arasında gerçekleşen ikili görüşme ve AB Yüksek Düzeyli Diyalog Toplantısı sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında Bakan Kurum “Görüşmede, tüm ülkelerin yenilenebilir enerji teknolojilerinin ve kaynaklarının artırılması noktasında adımların atılmasına, bu noktada bilgi ve tecrübe paylaşımı, teknolojinin yeniden geliştirilebilmesi, yeni teknolojinin bu noktada oluşturulabilmesi için iş birliğinin daha da güçlü bir biçimde yapılması gerektiğine karar verdik. Bu noktada da adımlarımızı atacağız.”  açıklamasında bulundu. 

Kurum  “Yapacağımız İklim Kanunu ile 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda adımlarımızı atacağız. Sektörlerimize finansal desteklerin de içinde olduğu, yine emisyon ticaret sistemi ile karbon fiyatlandırma sistemiyle de kirletenin ödediği, az kirletenin ödüllendirildiği bir süreci yürütüyor olacağız. Şu an yenilenebilir enerjide Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bu konuda hassas bir süreç yürütüyor. Avrupa’nın 5’inci, dünyanın 12’nci ülkesi konumundayız ve yenilenebilir enerjide kurulu gücünün %54’ünü de yenilenebilir enerjiden karşılayan bir ülkeyiz. Bugün Avrupa Birliği’nin, hayata geçirmek istediği REPowerEU projesi ile enerji arzında Türkiye ile benzer bir yaklaşım içerisinde olduğunu görüyoruz. Özellikle Rusya-Ukrayna krizi, kendi kendinize her alanda yetebilen ülke olmanız ve tüm ülkelerin kendi enerjilerini kendilerinin karşılayabilecek bir bağımsızlığa sahip olması gerektiğini tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir. Bu nedenle biz de yenilenebilir enerjide yatırımlarımızı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın 2053 vizyonu çerçevesinde koymuş olduğu hedefler doğrultusunda atacağız” ifadesine yer verdi. 

COP27 Öncesi Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı’nın günelleneceğini belirten kurum “Bu çerçevede de aslında 2053 adımları ile bizim vermiş olduğumuz taahhütleri yerine getireceğiz. Seragazı azaltımı noktasında emisyon ticareti sistemini hayata geçiriyoruz ve bu çerçevede de yine AB ile uyumlu olmasını önemsiyoruz. Yeşil finansmanın artırılması, yeşil yatırımlarla bu noktada buluşması için de Türkiye’nin yeşil taksonomisini oluşturuyoruz. Yatırımların fırsata dönüştürüldüğü, tüm yatırımların tartışıldığı bir ortamı da oluşturacağız. 2053 hedeflerimize ulaşabilmek için AB’nin bu noktada iklim değişikliği ile mücadelede yatırımlarımıza, projelerimize desteğini ve iş birliğini artırması gerektiğini de değerli dostuma ifade ettik.” dedi.


🌍 GEZEGENİMİZİN SON DURUMU

İnsan Kaynaklı Küresel Isınma(27.04.2022)+1.2487990 °C  

Sıfır Emisyona Ulaşmak İçin Kalan Süre: 7 Yıl 88 Gün 

Yenilenebilir Enerji Kaynağı Oranı: %12.89

Yeşil İklim Fonu: 9.52 Milyon Dolar

Yerli Halklar Tarafından Korunan Doğal Alanlar:43.5 Milyon km2

Haftalık C02 Ortalaması
25 Nisan 2022: 420.29 ppm
1 sene önce: 418.15 ppm
1 senelik değişim: 2.14 ppm (0.51%)
10 sene önce: 396.38 ppm
Güvenli seviye: 350 ppm


🎙️ GREENVIBES PODCAST

Greenvibes Podcast’in onbirinci bölümünde konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Merkezi müdürü fizik profesörü ve iklim bilimci Prof. Dr. Levent Kurnaz ile Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli yani IPCC’den, son çıkan iklim değişikliği raporlarından, Türkiye’nin iklim mücadelesine yönelik atması gereken adımlardan ve bireysel ekolojik dönüşümün öneminden bahsettik. Doğa dostunuz, greenvibe’ınız bol olsun. 

Spotify’dan dinlemek için:

Apple Podcast’e ise buradan tıklayarak ulaşabilirsiniz.


✍️ BİR İMZA DA SEN AT

Change.org’daki iklim ve ekoloji ile ilgili imza kampanyalarını senin için derledik. Bir imzadan ne olur deme, çok güzel şeyler oluyor bile. 


BİZİ TAKİP EDİN 🌿

Bu ve benzeri sürdürülebilir, ekolojik ve atıksız yaşam ipuçları ve haberlerine güncel bir şekilde ulaşmak için Greenvibes’ıNil’i ve Ceren’i Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: