Greenvibes Ekolojik

Doğa Dostunuz Olsun

COP26’da Öne Çıkanlar. Eko-Anksiyete mi, İnatçı İyimserlik mi?

Bu haftanın Greenvibes bültenine hoş geldin. Yeşil Ajans’ta 2021 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP26) öne çıkan başlıkları derleyip Derin Yeşil’de eko-anksiyete ve inatçı iyimserlik konularını tartıştık. Bültenimizin sonunda Bir İmza da Sen At’ta güncel imza kampanyalarını derledik.

Greenvibe’ının bol olduğu, keyifli okumalar dileriz.


YEŞİL AJANS

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) Glasgow’da 31 Ekim’de başladı. İşte COP26’nın öne çıkanları:

  • COP26 başlamadan önce Katolik Kilisesi lideri Papa Francis zirveye katılan ülkelere BBC aracılığıyla çağrıda bulundu. Papa Francis yaşanan çevresel acil durum için kolektif tepki verip etkili yanıtlar üretmeye ve gelecek kuşaklara “somut umutlar” sunmaya çağırdı. Papa Francis iklim değişikliğinden söz ederken “benzeri görülmemiş tehdit” ifadelerini kullandı.
  • COP26 öncesinde Roma’da düzenlenen G20 zirvesinde Türkiye kömür kullanılmasının kaldırılmasına yönelik itirazlarını geri çekti. 2053 yılında karbon nötr olma yolunda hedeflerini ortaya koyan Türkiye’nin ilk adımı, Kömürün Ötesinde Avrupa (Europe Beyond Coal), Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe), Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA), Greenpeace Akdeniz, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği ve 350.org için modelleme çalışmasını APLUS Enerji’nin hazırladığı raporda yer alan 2021-2035 dönemini kapsayan 3 senaryoya göre 2030 yılına kadar kömür kullanımını tamamen bırakmak olabilir. Bu süreçte kirletme bedelleri ödetilirse ve kamu kaynaklarıyla desteklenmeleri sonlandırılırsa en geç 2030 yılına kadar Türkiye’nin elektrik üretiminde kömürden çıkması doğal seyrinde gerçekleşecek.
  • COP26 öncesi genç iklim aktivistleri zirveye katılacak ülke liderlerine “Vereceğiniz kararlarla bizi bekleyen korkunç bir geleceği ya yaratacaksınız ya da önleyeceksiniz. Bunu belirleyecek güç sizin elinizde,” diye seslendi. Bunun bir tatbikat olmadığını, iklim acil durumunun milyonlarca kişinin acı çekmesi anlamına geldiğini vurgulayan genç iklim aktivistleri (Greta Thunberg, Vanessa Nakate, Dominika Lasota ve Mitzi Jonella Tan) yaptıkları acil durum çağrısında bu krizin önüne geçmede liderlerin kararlarının ve uygulamalarının hayati öneme sahip olduğunu belirtti.
  • Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan G20 zirvesinin gerçekleştiği Roma’dan COP26 için Glasgow’a hareket edecekti ancak G20’nin ardından Türkiye’ye geri döndü. Yapılan gayriresmi açıklamaya göre güvenlik sorunları gerekçe gösterilirken zirvenin yayınlandığı medya kanallarında dünya liderlerinden karbon salımı nedeniyle araç sayılarının azaltılması istendiği ancak Türk heyetin protokol gerekçeleri nedeniyle bunu kabul etmeyerek zirveye katılmaktan vazgeçtiği belirtildi.
  • Öte yandan, COP26 zirvesinde başka Türk temsilciler de yer alacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer COP26 kapsamında konuşma yapacaklar. İmamoğlu BM ve C40 davetlisi olarak 2 ayrı panelde 11 Kasım’da yer alacak. Soyer ise Dünya Belediyeler Birliği Encümen Üyesi ve Sürdürülebilir Kentler Ağı Küresel Yönetim Kurulu Üyesi olarak dört ayrı oturumda 5-6 Kasım’da konuşma yapacak.
  • COP26 başladığı andan itibaren birçok farklı grubun tepkisi ve protestolarıyla karşılandı. Başta küresel güney olmak üzere dünyanın dört yanındaki yerli hareketlerini, kırılgan toplulukları, sendikaları ve genç iklim aktivistlerini temsil eden COP26 Koalisyonu temsilcisi Rachael Osgood, pek çok koalisyon üyesinin vize, akreditasyon, aşı geçerliliği gibi sebeplerden dolayı Glasgow’a gelemediğini ve zirveye katılamadığını belirtti. Bu açıdan bakıldığında zirvenin şimdiye kadar yapılan zirveler arasında en ayrıcalıklı ve “beyaz” olacağı düşünülüyor. Basın da bu düşünceyi destekleyici haberler yapıyor. Greta Thunberg ve Vanessa Nakate’nin katıldığı bir röportajda yalnızca Greta’nın fotoğrafına yer verilirken siyahi genç iklim aktivisti Vanessa’nın fotoğraftan kesildiği gözlemlendi.
  • Protestoların bir kısmı ise Extinxtion Rebellion aktivistleri tarafından gerçekleştirildi. Barışçıl bir yürüyüş protestosu düzenlemeyi amaçlayan grup polis tarafından yolun kapatılmasıyla engellendi. Daha sonra bir grup genç iklim aktivisti zirvenin bulunduğu nehrin hemen karşısında toplandı ve “İklim İhanetine Son” yazan ışıklı mektuplar tuttu. İklim aktivisti Greta Thunberg’de basına yaptığı açıklamada politikacıların gençlerin geleceğini ciddiye alıyormuş gibi davranarak rol yaptığını belirtti. Thunberg, COP26’nın diğer COP zirvelerinden farklı ve değişecek bir şey olmadığını, durumu önemsemeyen bir grup politikacının bir araya geldiğini ve bunun liderlik olmadığını belirtti.
  • COP26’ya özel jetiyle gelen İngiltere Başbakanı Boris Johnson konuşmasında insanlığın iklim değişikliği konusundaki zamanını çoktan aştığını belirterek bir an önce harekete geçilip ciddi adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
  • BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, zirve öncesinde yalnızca belirli sayıda ülkenin 2050 yılı net sıfır emisyon hedefi koyduğunu, bu hedeflerin de beş yılda bir değil her yıl güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Guterres, sera gazı emisyonlarının %80’inden G20 ülkelerinin sorumlu olduğunu, bu ülkelerin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini de belirtti.
  • ABD Başkanı Joe Biden da COP26 zirvesine özel jeti ile gelenlerden. Biden zirve kapsamında yaptığı konuşmada bir dönüm noktasında olunduğuna dair uyarıda bulundu. Trump’ın Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi adına özür dileyen Biden, “Açık olanı söylemek gerekirse tarihin gözleri üzerimizde ve derin bir soru ile karşı karşıyayız. Harekete geçecek miyiz? Gerekeni yapacak mıyız? Önümüzde duran büyük fırsatı değerlendirecek miyiz? Yoksa gelecek nesilleri acı çekmeye mi mahkum edeceğiz” dedi ve “Glasgow, ortak geleceğimizi korumak için 10 yıllık tutku ve inovasyonun başlangıcı olmalı… Kolektif yaşamlarımızın zorluğu budur. Bu insan varlığına yönelik varoluşsal bir tehdit ve her gün eylemsizliğin maliyetini erteliyoruz. Öyleyse bu, Glasgow’da tarihin çağrısına yanıt verdiğimiz an olsun. Bu, gezegenimizi koruyan ve her yerdeki insanların yaşam kalitesini yükselten 10 yıllık dönüştürücü eylemin başlangıcı olsun. Bunu yapabiliriz. Sadece bunu yapmak için seçim yapmalıyız. O zaman haydi işe başlayalım,” diye ekledi.
  • Bilim insanları net sıfır emisyonlar için en geç 2050 yılını işaret ederken Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesinin net sıfır emisyona ulaşacağı tarih olarak 2070’i işaret etti. 2050’ye kadar ise mevcutta %37 olan yenilenebilir enerji üretim payının %50’ye çıkarılabileceğini vadetti. ABD, İngiltere ve AB ise 2050 de net sıfıra ulaşmayı hedefliyor. Emisyonlarda payı büyük olan Çin ve Suudi Arabistan net sıfır için 2060’ı işaret ediyor. Türkiye ise 2053’ü taahhüt ediyor. İklim eylemleri konusunda yeni bir taahhüt sunmayan Çin diğer katılımcılar tarafından eleştirilirken, Devlet Başkanı Xi Jinping gelişmekte olan ülkelere daha fazla destek verilmesi çağrısında bulundu.
  • COP26’da ormansızlaşmayla mücadele için aralarında Brezilya, Endonezya ve Türkiye’nin de bulunduğu 100’den fazla ülke lideri 2030’a kadar ormansızlaşma ve arazi bozulmasını durdurma ve tersine çevirme taahhüdünde bulundu. Bu taahhüt için toplam 19 milyar dolar bir bütçeye ihtiyaç duyulacak. Öte yandan ekolog Prof. Dr. Çağatay Tavşanlıoğlu tropikal ormansızlaşmanın engellenebileceği konusunda şüphelerini Twitter’da paylaştı.
  • ABD, COP26’da 1,5 derece hedefini yakalamayı amaçlayan Yüksek Hedef Koalisyonuna (High Ambition Coalition) yeniden katılarak sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlamaya odaklanan girişimlere destek vereceğini açıkladı.
  • Metan gazı azaltımlarına yönelik olarak ABD ve AB liderliğinde 90 ülkenin katılacağı bir ortaklık kuruluyor. Isı tutma kapasitesi karbondioksitin 25 katı olan metanın emisyonlarının azaltılması için Eylül ayında Küresel Metan Taahhüdü açıklanmıştı. Bu taahhüde şimdiye kadar 30 metan yayıcı ülke katılırken Çin, Rusya, Hindistan ve en büyük beş yayıcı arasında yer alan diğer üç ülke henüz bu anlaşmayı imzalamadı. Öte yandan En büyük beş Metan yayıcıdan biri olan Brezilya anlaşmaya dahil olacağını açıkladı.
  • Fosil yakıtların azaltılması yolunda ülke liderleri yeşil enerjiye yönelik olarak maliyetlerin düşürülerek ucuz hale getirilmesi planı yaptıklarını duyurdu. Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 40’tan fazla ülke yeşil enerjiye yönelik sistemlerin üretimlerinin hızlandırılıp artırılarak maliyetlerini düşürmeyi hedeflediklerini belirtti. Atılım Gündemi (Breakthrough Agenda) olarak anılan bu çabaya İngiltere, ABD, Çin, Hindistan, AB ve Avustralya’da katılacağını belirtti. İlk adımlar olarak temiz elektrik, elektrikli araçlar, yeşil çelik, hidrojen ve sürdürülebilir tarımın 2030’a kadar tüm uluslar için ulaşılabilir olması hedeflendi. Bu kapsamda İngiltere, ABD, Danimarka gibi ülkeler de dahil olmak üzere 20 ülke 2022’den itibaren fonlarını düşük karbonlu enerjiye yönlendirme sözü verdi. Ancak iki büyük fosil yakıt geliştirme fonu sağlayıcısı ülke olan Çin ve Japonya bu sözü vermekten kaçındı.
  • Varlıkları 130 trilyon doları bulan dünyanı en büyük finans kuruluşları emisyonların azaltılmasında kilit bir rol oynamak için taahhütte bulundu. 45 ülkeden 450’nin üzerinde finans kuruluşunun verdiği taahhüttün COP26’nın en büyük başarılarından biri olması bekleniyor. Öte yandan, taahhütte bulunan bankaların fosil yakıt şirketlerine yatırım yapmalarını kısıtlayan herhangi bir yaklaşım gözlenmediği için taahhütte şüphe ile yaklaşılıyor.
  • İklim zirvesinde politika yapıcı ülke liderleri, finans kuruluşları gibi elit kesimlere rahatlıkla yer verildiği için eleştiri alan COP26 iklim kriziyle mücadelede ön saflarda olan emekçilerin sendikalarını zirveye dahil etmediği için de eleştiriliyor. Sendikalar işçilerin belirli konularda söz sahibi olması gerektiğini, iklim mücadelesinde hem işlerin nasıl ilerleyeceğinin hem de iş ve geçim kaynaklarının nasıl korunacağının konuşulmasının elzem olduğunu vurguluyorlar.
  • 15 hayır kurumundan oluşan Afet Acil Durum Komitesi lideri de risk altındaki kırılgan topluluklara dikkat çekerek hafifletme ve uyum önlemlerini finanse etmeyi taahhüt edenlerin eyleme geçmeleri ve halihazırda yaşanan zararları ele almaya çağrısında bulundu.
  • Çin’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Zhang, BM’yi “İklim değişikliğiyle mücadele etmek değişmesi zor kararlılık ve sürekli eylemlilik gerektirir; boş sloganlar, değişmeyen politikalar, lüks konvoylar ve kalabalık çevreler değil!” diyerek eleştirdi.
  • Toplumun avukatı ünvanıyla zirveye katılan çevreci Sir David Attenborough zirvedeki temsilcileri “Hayatımda korkunç bir çöküşe tanık oldum. Sizinkinde, harika bir iyileşmeye tanık olabilirsiniz ve olmalısınız. Bu çaresiz umut, bayanlar ve baylar, delegeler ve ekselansları, dünyanın size bakmasının ve burada bulunmanızın nedenidir,” diyerek uyardı.

DERİN YEŞİL

BİZİ İYİMSERLİK Mİ KURTARACAK?

“İklim değişikliği karşısında hepimiz iyimser olmalıyız ve bu tavrı başarı garanti olduğu için değil, başarısızlık düşünülemez olduğu için geliştirmeliyiz.”

Nil Ormanlı Balpınar

Özellikle son zamanlarda iklim krizinin etkilerini Türkiye’de daha fazla görmeye başladıkça hepimizi bir endişe sardı. Yazın ülkenin güneyinde peş peşe çıkan yangınlar, kuzeyinde meydana gelen seller, “İklim krizi ta ötede, bize gelene kadar ohoo” düşüncelerimizi altüst etti. Tüm bu felaketler karşısında hepimiz çaresiz hissettik, devlet destekli müdahaleler yetersiz olunca bireysel olarak daha fazla şeyler yapmaya çabaladık, ama olayın daha büyük olduğunu fark edince bu sefer daha da umutsuzluğa kapıldık: Benim gücüm tüm bunlara nasıl yetecek?

Bu hislerin psikolojide bir karşılığı var: İklim krizinin neden olduğu ekolojik felaketlerin yarattığı bu endişe durumuna eko-anksiyete deniyor. Ve çoğalan felaketlerle birlikte endişe seviyeleri -özellikle de gençlerde- giderek artıyor. Ve tüm bu endişe silsilesi en sonunda tamamen umursamazlığa ve duyarsızlığa dönüşebiliyor… “Tek başıma neye yeterim ki,” diye düşünen bireyler bu sefer kendilerine bir duvar örüyor, bilinçli veya bilinçaltından gelen bir dürtüyle ekolojik felaketlere sırtını çeviriyor, kulaklarını kapatıyor.

Peki bu endişelerden sıyrılıp etrafımıza duvarlar örmenin önüne nasıl geçebiliriz? Bireysel olarak değişim yaratma gücümüzün farkına tekrar nasıl varabiliriz?

Kendimizi bu gezegen içinde nasıl konumlandırdığımız, tüm bireysel çabalarımız anlamında çok önemli bir yere sahip. Her yerde görüyoruz şu sloganları: GEZEGENİ KURTARALIM, GEZEGENİ KURTARMAK SENİN ELİNDE!  Öncelikle gelin bu TAMAMEN insan merkezli bakış açısından sıyrılıp gezegenin geçmişine minik bir göz atalım. Eğer gezegenimizin tarihini yirmi dört saate sığdırmış olsaydık insanlar olarak biz 11.59.59’da doğmuş olurduk. (Bu kadar kısa bir sürede gezegeni ne hale getirdik, orası ayrı). Gezegen bizden önce beş tane yok oluş yaşadı, hepsinde de toparlandı. O yüzden şu an gezegenin pek umurunda değiliz, biz yok olsak da o kendini yenileyecek, muhtemelen de daha iyi yenileyecek. Bu sebeple kurtarmak için uğraştığımız şeyin öncelikle sadece gezegen değil, insanlığın geleceği olduğunu fark etmemiz gerek. Olay tamamen bizim dışımızda gerçekleşmiyor, günün sonunda en çok etkilenecek canlı türü, onu bu hale getiren canlı türü olacak, yani biz.

Ama tabii bunu da kendimizi doğadan ayrı ve/veya üstün görerek yapamayız. Bütün yaşamsal gerekliliklerimizin kaynağının doğadan geldiğini, hayatta kalmamızın direkt olarak doğaya bağlı olduğunu, kendimizi kurtarmak istiyorsak da doğanın ayrılmaz bir parçası olduğumuzu anlamamız gerekiyor.

Bir sonraki aşama ise bence mevcut durumu kabullenmek ve bununla yüzleşmek. Şu anki tüm ekonomik sistem ne yazık ki doğanın kaynaklarını deyim yerindeyse har vurup harman savurduğumuz, aldığımızı yerine koymadığımız ve her şey sonsuzmuş gibi davrandığımız doğrusal bir çizgi üzerinden ilerliyor ve…. bu sistem artık işlemiyor. Bazı sınırları aştık, bazılarını ise aşmak üzereyiz. Gezegen artık tüm bu tüketimi kaldırmıyor. Ve evet, bunun sebebi de insan. (Bkz. İklim Krizinin Suçlusu İnsan Bültenimiz)

Tüm bunlar karşısında öğrenilmiş bir çaresizlikle, hatta belki de bastırılmış suçluluk hissiyle gücümüzün yetmediğine inanıp iş işten geçti diye düşünebiliriz ama güzel haber, bu düşünce biçimini değiştirmek de bizim elimizde!

İklim ve ekoloji konularıyla bu kadar içli dışlı olan biri olarak, ben de tüm endişelere, korkulara sahibim; her yeni yayınlanan raporlarla bazen karamsarlığa kapıldığım, boşuna mı uğraşıyoruz diye düşündüğüm oluyor, yalan değil. Ama hemen kendime başka bir geleceğin mümkün olduğunu hatırlatıyor, iyi gelişmelere odaklanıyorum. Greta’yı düşünüyor, son 3 senede varılan noktaya bakıyorum çünkü bireysel çabalarımızın çok değerli olduğuna ve hepimizin mevcut durumu değiştirecek güce sahip olduğumuza inanıyorum. Bu inancı nasıl mı koruyorum: inatçı iyimserlikle!

İnatçı iyimserlik kavramıyla, Christiana Figueres ve Tom Rivett-Carnac’ın Seçtiğimiz Gelecek isimli kitabıyla tanıştım. Evet, bilimsel raporlar pek iyi haberler vermese de, televizyonlarda her gün yeni bir ekolojik felaket haberiyle karşılaşsak da, tüm bunlarla başa çıkmaya çalışırken zihnimiz bize pes et diye fısıldasa da, hayır, iyi şeyler de oluyor. Şu an mesela COP26 var, hükümetler bunun üzerine konuşuyor, giderek daha fazla ülke net sıfır emisyon hedefi koyuyor, kömür ve doğalgaz fiyatları artarken yenilenebilir enerji fiyatları düşüyor, 1,5 derece hedefi daha da ciddiye alınıyor. Türkiye’nin kömürden çıkışını mümkün kılacak raporlar yazılıyor, iklim aktivisti gençlerin sesi giderek daha yüksek çıkıyor… Ve sen şu an bu yazıyı okuyorsun. Yazarların da dediği gibi, “Gerçekliğimizi iyimserlikle algılayabilmek, öngörülenin değil, başka bir geleceğin mümkün olduğunu kabul etmek anlamına gelir. İklim değişikliği karşısında hepimiz iyimser olmalıyız ve bu tavrı başarı garanti olduğu için değil, başarısızlık düşünülemez olduğu için geliştirmeliyiz.”

Eğer sen de kendini bazen umutsuz veya yalnız hissediyorsan, zihnini hemen bu düşünceden uzaklaştır. Bu iyimserliğin seni cesaretlendireceğini ve güçlendireceğini, değişime olan katkının seni nasıl iyi hissettireceğini, attığın her adımın daha iyi bir gelecek yaratacağını hatırla ve bir birey olarak aslında içinde nasıl bir güç barındırdığını… Ve aynı kararlılıkla başkalarına da bunu aşıla, çünkü bizi işte bu inatçı iyimserlik kurtaracak.


BİR İMZA DA SEN AT

Change.org’daki iklim ve ekoloji ile ilgili imza kampanyalarını senin için derledik. Bir imzadan ne olur deme, çok güzel şeyler oluyor bile.

  • Adana’da Bir Kömürlü Termik Santral Daha İstemiyoruz.

https://chng.it/xMwv9v2tDK

  • İklim Acil Durumu İlan Edilsin.

https://chng.it/H7NYwh8XWz

  • Plastiksiz Kargo İstiyoruz.

https://www.change.org/p/plastiksiz-kargo-istiyoruz

  • İklim Krizi Müfredata Eklensin.

https://chng.it/ynd5GGWgrR

  • Avcılık Tamamen Yasaklansın.

https://chng.it/8rzM94DqDb

  • İkizköy Akbelen Ormanının Kömür Madeni için Kesilmesini Durdurulsun.

https://chng.it/n7wf447r2X

  • Tek Kullanımlık Plastikler Yasaklansın.

https://chng.it/2BXKG5G8bP

  • Yeşiller Partisi’nin Kuruluşu Engellenmesin.

https://chng.it/HqMZd2ZmCY


BİZİ TAKİP EDİN 🌿

Bu ve benzeri sürdürülebilir, ekolojik ve atıksız yaşam ipuçları ve haberlerine güncel bir şekilde ulaşmak için Greenvibes’ıNil’i ve Ceren’i Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: