Greenvibes Ekolojik

Doğa Dostunuz Olsun

DÜNYA SU GÜNÜ – ÖZEL

Bu haftanın Greenvibes bültenine hoş geldin. Dünya Su Günü Özel sayımızda suyun önemi ve Türkiye’deki kuraklık tehlikesini inceledik.

DERİN YEŞİL

Damlasında, Hayat Var

Türkiye su fakiri bir ülke olma yolunda ilerliyor.

Nil Ormanlı Balpınar

Geçen senenin sonunda, barajlardaki doluluk oranlarının rekor seviyelere düşmesi hepimizde panik yarattı. E ama Dünya’mızın %70’i sularla kaplı değil mi, neden bunu sorun haline getiriyoruz?

Çünkü bu %70’in hepsi tatlı su değil. Tatlı su oranımız ne yazık ki sadece %2,5 ve bunun %1’inden azı ulaşılabilir ve içilebilir durumda. Şöyle de diyebiliriz:  Gezegenimizdeki toplam suyu 5 litrelik bir şişeye koyduğumuzu varsayalım, bunun içinden sadece bir yemek kaşığı tatlı suya insanlar olarak erişim sağlayabiliyoruz. Çünkü ya çoğu buzulların içine hapsolmuş ya da yer altında. (68,9’u kutuplar ve buzullarda, %30,8’i yer altı rezervlerinde, %0,3’ü göl ve nehir depolarında.)

National Geographic’in hesaplamalarına göre tatlı su miktarımız 7 milyarlık nüfusun enerji ve besin ihtiyacını karşılamaya yetecek seviyede, hatta daha fazlasına da. Ama gelecek 30 yılda küresel gıda sistemi için %50, şehirler ve sanayi için %50-70, elektrik için ise %85 daha fazla su talep edileceği öngörülürken tüm bu yanlış uygulamalar sonucu bizim tatlı su kaynaklarımız hızla kuruyor, kirletiliyor.

Ülkemiz her ne kadar üç tarafı sularla çevrili bir ülke olsa da tatlı su açısından zengin bir ülke değil. DSİ verilerine göre Türkiye’de kullanılabilir yer altı ve yer üstü su potansiyeli yıllık toplam 112 milyar metreküp, biz ise bunun 57-60 milyar metreküpünü kullanıyoruz. 2020 yılı yağış miktarımız ise dünya ortalamasının altında kalarak 500 mm (391 milyar metreküp) olarak kaydedildi. Tabii bu suyun yarısından fazlası buharlaşarak atmosfere geri dönüyor. Ayrıca iklim krizinin etkisiyle yağışlarda %20 ila 30’luk bir azalma da bekleniyor.

Dünyadaki su tüketimi, geçen senenin verilerine göre 4 trilyon metreküpün üzerinde. Türkiye ise 60 milyar metreküplük tüketimiyle 14. sırada

Türkiye oranlarına baktığımızda tatlı su kaynaklarının %73-75’inin tarım ve hayvancılıkta, %11-12’sinin sanayide, %15-16’sının ise evlerde kullanıldığını görüyoruz.

Tarımda bu kadar fazla su kullanımının nedenine bakacak olursak yanlış sulama yöntemleri karşımıza çıkıyor. Tarımda kullanılan suyun %85’inin sorumlusu ne yazık ki salma sulama, damla sulama yönteminin kullanım oranı ise %1.

Doç. Dr. Canan Acar, damla sulama yönteminin %80 oranında su tasarrufu sağladığını, bu yönteme geçilerek bir yılda tüketilen suyun iki senede tüketilebileceğini vurguluyor.

Ayrıca tarımda kullanılan suyun %38’i yer altı sularından, %53’ü ise yüzey su kaynaklarından geliyor. Yer altı kaynaklarının kullanımı da obruk oluşumu açısından ayrı bir tehlike yaratıyor. Konya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı, Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, yaptıkları bölgesel çalışmalar sonucu bölgede 600’den fazla obruk tespit edildiğini, artık insan hayatını tehdit edecek seviyeye geldiğini belirtiyor. 

Uzmanlar, bu obrukların yer altı sularının çekilmesinden kaynaklandığı, yani insan faktörlü olduğunu düşünüyorlar.

Evsel kullanım oranlarına baktığımızda ise dünya ortalamalarının aksine Türkiye’de evlerde, sanayiye göre daha fazla su kullanıldığını hemen fark ediyoruz. Bunun önemli sebeplerinden bir tanesi de su kaçakları. Tatlı suyun büyük bir kısmı evlerimize ulaşmadan ne yazık ki kayıp kaçak yoluyla kayboluyor. Borulardaki kaçak kayıplarını gidererek 8 milyar metreküp su tasarrufu yapabileceğimizi belirten Doç. Dr. Canan Acar’ın da dediği gibi, “Biz suyu tüketmiyoruz, kaybediyoruz.”

TÜRKİYE’DE KURAKLIK TEHLİKESİ

Bu yılın başında, özellikle İstanbul’da, barajların 15 yılın en düşük seviyesine inmesi aslında bu gerçekle bizleri yüzleştirdi; evet, Türkiye, kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya.

(Ayrıca son 50 yılda toplam 36 gölümüzün kuruduğunu da belirtmeden geçmek istemem.)

Bunun üstüne uyarılar gelmekte gecikmedi. NASA, Türkiye’ye dair iki harita paylaşarak kuraklık uyarısında bulundu. İlk harita, GRACE-FO’nun uydu görüntüleriyle elde edilen düşük seviyedeki yer altı su kaynakları gösteriyor. Kırmızı alanların yoğunluğu hemen göze çarpıyor zaten. İkinci harita ise, toprağın nem oranını.  Bu haritalara bakarak bile yağışların azalmasıyla artık hem içme suyu kaynaklarımız hem de yeraltı rezervlerimiz tehlike altında olduğu söyleyebiliriz.

NASA’nın bu uyarısına Prof. Dr. Levent Kurnaz’ın yorumu ise şöyle: “Türkiye’nin yeraltı rezervlerine ilişkin durum yer üstü kaynaklarındaki gibi yağışla değil, suyun tasarrufuyla şekillenir. Evlerde bireysel tasarruf önemlidir, bu sürdürülmeli ancak tek başına yeterli değil çünkü Türkiye’deki suyun yüzde 74’ü tarımda kullanılıyor. Sürdürülebilir tarım için yer altı su kaynaklarını kullanmayı bırakmalıyız. Çiftçi tarım ürünü desenini ona göre ayarlamalı. Bunun için de devletin regülasyonu şart, çitçiye yardım gerekli.”

İkinci uyarı ise Dünya Yaban Hayatı Koruma Fonu’ndan (WWF) geldi. Şu an Türkiye’de yıllık su tüketiminin kişi başına 1.519 litre olduğunu, 2030 yılına geldiğimizde nüfusun 100 milyon ulaşmasıyla bu seviyenin 1.120 litreye düşeceğini belirterek kritik bir seviyede olduğumuzu belirtti.

Yılda kişi başına düşen ortalama kullanılabilir su miktarı 1.000 m3’ten az olan ülkeler “su fakiri” sayıldığını düşünürsek Türkiye’nin hızla bu yolunda ilerlediğini söyleyebiliriz.

WWF, su kıtlığı risk oranımızın 2,78’e düştüğünü, dünyanın en riskli bölgesi kabul edilen Filistin’de bu oranın 3,67 olduğunu belirtti.

WWF Küresel Tatlı Su Programı Başkanı Stuart Orr’un yorumu ise şu oldu: “Su kıtlığının başlıca nedeni kaçak kullanım ve sulama sistemlerinin iyileştirilmemesidir. Bunun yanında talep yönetiminin doğru yapılamaması ve suyun yanlış taksim edilmesi de diğer büyük sebeplerdir.”

WWF’in ardından ise TMMOB’a bağlı Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi, İstanbul Su Durum Raporu’nu yayınladı. “İstanbul’u besleyen içme suyu kaynaklarını yerle bir edecek ‘Kanal İstanbul ve Yeni Şehir Yapı Alanları’ projeleriyle birlikte İstanbul, ‘Susuz Bir İstanbul’ projesine dönüşmektedir” vurgusu yapıldı. Raporda şu noktalar göze çarpıyor:

  • İstanbul’un 2019 yılındaki kayıp kaçak oranı %22,31. Bu kayıp kaçak oranının düşürülmesi için gerekli planlamaların ve yatırımların en kısa sürede yapılması gerekmektedir.
  • Orman alanı kıyımı durdurularak yeşil alanların ve tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması engellenmeli.
  • Orta ve uzun vadede yıllık 3 milyar m3 yağış alan İstanbul’un su toplama havzalarının korunması ve de genişletilmesi konusunda havza planları yapılmalı.
  • 1 milyar dolar kredi ile yapımı devam eden “Büyük İstanbul Su Temin Projesi” Melen su sistemi, çözüm olmaktan daha çok çözümsüzlüğe dönüşmektedir. Melen Barajı’nın 2025-2026 yılından önce devreye giremeyeceği gerçeği göz önüne alınarak planlama yapılmalıdır. Melen havzasında bulunan bütün kirletici atık su kaynakları ve arıtılmış sular, havza dışına çıkarılmalıdır. Bölgede bulunan “Katı Atık Bertaraf Tesisi” kapatılarak farklı amaçlar için değerlendirilmeli, bölgede toplanan katı atıklar havza dışında Katı Atık Bertaraf Tesislerine gönderilmelidir.
  • Kanal İstanbul olarak tanımlanan Su Yolu, Yenişehir Rezerv Alanları olarak tanımlanan Yenişehir Yapı Alanları ve yapımı tamamlanan 3. Havalimanı projelerinin Avrupa yakasının su ihtiyacını karşılayan su havzalarında önemli bir tahribata neden olacağı görülmektedir. Havzalarda yaşanan bu yıkımın etkileri sadece projelerin gerçekleştiği bölge ile sınırlı kalmamakta, oluşan su ihtiyacını karşılamak için başka bölgelerde planlanan su projeleri de ayrı birer sorun olarak ortaya çıkmaktadır.
  • 5461 km²’lik İstanbul ili yüzölçümünün %46’sı su havzalarından oluşmaktadır. Kanal İstanbul, 3. Havalimanı ve Yenişehir yapı alanları kentin yaklaşık %7’si kadar bir alanı kaplamakta ve tamamı, Avrupa Yakası su havzalarını yok etmektedir. İstanbul’da Avrupa yakasında su toplama havzalarını ve baraj hacimlerini azaltacak Yenişehir Yapı Alanı ve Kanal İstanbul Projesi’nin İstanbul için cinayet olacağı bilinmeli ve kesinlikle iptal edilmelidir.
  • Havzaların ve su kaynaklarının korunması, su tasarrufu, yağmur suyunun toplanıp, depolanıp kullanılması, gri su ve atık suların geri kazanılması durumunda bile su eksikliği oluşursa, son çare olarak desalinasyon (deniz suyu arıtma) sistemleri kurulmalıdır.

Tüm bunların yanı sıra kuraklıkla birlikte tüm Türkiye’de yaz aylarında sivrisinek popülasyonunun da artması bekleniyor. Prof. Dr. Hüseyin Çetin, sivrisineklerin iklim krizinin ektisiyle daha geç kış uykusuna yattığını, bazı türlerin kuraklıktan etkilenmediğini, aşırı yağış ya da yağış azlığı nedeniyle oluşan su birikintilerinde kolaylıkla üreyebildiklerini belirtti.

PEKİ NE YAPMALI?

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay kuraklıkla mücadelede alınacak önemleri ve izlenecek yol haritasını şu şekilde açıklıyor:

Büyükşehirlerin başka illerin suyunu ve gıdasını tükettiğinin altını çizerek büyükşehir planlamalarının dikkatli yapılması, tarımda modern sulamaya geçilmesi, iklim ve toprak koşullarına uygun tarımsal ürünlerin yetiştirilmesi, toprakta organik madde miktarının artırılması, toprak işleme yöntemlerinin değiştirilmesi ve arazi kullanım planlamasının yapılması.

Bunlara ek olarak, yayınlanan raporlar doğrultusunda, tarımda yeraltı sularının kullanılmaması, kayıp kaçak suların önüne geçilmesi, yağmur suyu hasadı yapılması, gri su sistemine geçilmesi, evlerde su tüketiminin azaltılması, su tasarruflu musluk ve duş aparatlarının tercih edilmesi gibi önemlerin alınması gerektiğini söyleyebiliriz.

Günün sonunda, iklim krizinin artık kapımızdan içeri girdiği ve kuraklık tehlikesini beraberinde getirdiği aşikar. Hem bireysel hem de yönetimsel tedbirle suyun önemine yönelik bir farkındalık yaratmalı ve su israfının önüne geçmek için hemen harekete geçmeliyiz, yoksa kutlayacak bir su günümüz bile olmayacak.

Ama şimdi, hepimizin Dünya Su Günü kutlu olsun!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: